Bu Site Harun Yahya Eserlerinden Faydalanılarak Hazırlanmıştır




BİLİMSEL GÖRÜNME ÇABASI

AĞIR BİLİMSEL TERİMLER VE HALK AÇISINDAN ANLAŞILMAZ KAVRAMLARLA İNSANLAR ÜZERİNDE BİR ETKİ YARATMAYA ÇALIŞIRLAR

Darwinizm'i savunan kişilerin insanları ikna ederken güç aldıkları en önemli dayanak noktalarından biri de "anlaşılmaz olma" taktiğidir. Kullandıkları halka hitap etmeyen bilimsel tanım ve terimlerde, Latince isimlerde, anlaşılmaz üsluplarda, kafa karıştıran mantıklarda, nereye bağlanacağı anlaşılmayan tuhaf örneklerde ve daha pek çok demagojik anlatımda, büyü yöntemlerinden biri olan "anlaşılmazlık" ilkesi gizlidir.


Pek çok insan tarafından anlaşılmaz bulunan kelimelerin arka arkaya dizilmesiyle oluşturulan konuşmalar ve yazılar, aynı bir büyücünün büyü sırasında kullandığı garip, tılsımlı sözcükler gibi insanlar üzerinde esrarengiz bir etki oluşturur. Bu anlaşılmazlık adeta o konuşmayı yapan kişinin engin bilgisinin, üstün ilminin, gücünün ve erdeminin bir göstergesi olarak kabul edilir. Ne kadar çok tılsımlı ve anlaşılmaz sözcük kullanılırsa bu etki o derecede artar. En anlaşılmaz konuşan da, bu büyüye kapılan çoğu insan tarafından en saygın bilim adamı ilan edilir.


Evrimcilerin, özellikle zaman zaman makalelerinin başlıklarında kullandıkları bu kuralı, birçok insanın daha en başından "Biz zaten böyle üstün bir ilmi anlayamayız" demelerine neden olmaktadır. Evrimcilerin kullandıkları bu makale başlıklarından birkaçını şöyle örneklendirebiliriz:


"RNA Dünyasında Alternatif Esaslar: Urazol ve Ribozidlerin Sentezi"

"Polimerizasyona Engel Olarak Nükleotid Analoglarının Devinimi"

"Dengelenmemiş Trans-versiyon Modelinin Tüm Lineer Sabitlerinin Derivasyonu…"


Yukarıda başlıklarını verdiğimiz konuların her biri elbette bilimsel olarak incelenmesi gereken, ciddi konulardır. Bu şekilde ifade edilmeleri de yeri geldiğinde son derece doğal olabilir. Ancak bu konuları bu kelimelerle incelemeleri, evrimcilerin karşı karşıya kaldıkları derin çıkmazları aşmalarına yardımcı olamaz. Belki bu süslü ifadeler nedeniyle konu hakkında bilgisiz pek çok insanda bir hayranlık oluşabilir. Ama aslında bu insanlara hayranlık duymak için haklı bir neden yoktur. Çünkü evrimcilerin öncelikle açıklamaları gereken ve evrimin önünde duran çok daha temel sorular vardır. Ve onlar daha bu temel sorulara dahi bir yanıt verememektedirler.


Evrimcilerin öncelikle ilk canlının ve hücrenin nasıl oluştuğu, hücre içindeki muazzam sistemlerin ne şekilde meydana geldiği, hayali sudan karaya geçiş sürecinin nasıl olup da işlediği gibi soruları cevaplamalıdırlar. Veya insanın sözde evrim sürecinin delillerinin neler olduğu, hayvanlardaki olağanüstü tasarım örneklerinin kökeni, canlılardaki fedakarlık gibi bilinçli davranışların kaynağı benzeri konulara açıklık getirmelidirler. Bunların yanısıra DNA ya da göz ve kanat gibi kompleks organların, her hücrenin kusursuzca başarabildiği protein sentezi ve kanın pıhtılaşması gibi kompleks sistemlerin, onların iddia ettikleri gibi nasıl olup da aşamalı bir şekilde oluştukları gibi konuları somut delillerle ele almalıdırlar. Oysa hiçbir evrimci çıkıp da canlılığın oluşumu ile ilgili olan bu en temel konulara açık, net ve somut delillere dayanan açıklamalar getiremez. Konferanslarına, kitaplarına, makalelerine bakıldığında evrimcilerin bu tip bir konuyu anlatmak durumunda kaldıklarında sayısız bilimsel terimin, Latince kelimenin ve halk açısından anlaşılmaz cümlelerin arkasına saklanarak dikkati dağıtmaya çalıştıkları görülür.

Bu açıdan bakıldığında, evrim teorisinin somut bilgilere dayanmayan boş söz, ilginç çıkarım, tahmin ve esinlenmelerle dolu, uzun felsefi açıklamalara dayanan, kelime tekrarlarıyla düşünmeyi engelleyen bir söz oyunundan başka birşey olmadığı anlaşılabilir. Yukarıda birkaçını verdiğimiz makale başlıkları da, bu anlaşılmazlık üzerine kurulu söz oyununun örneklerindendir.


Evrimciler bu yollarla hedeflerine ulaşabileceklerini zannederler. Birşeyler anlatmış havasını verdiklerini düşünerek, alabildiğine bilimsel bir üslup kullandıkları kanaatine varırlar. Oysa açıkçası evrimcilerin yaptıkları sadece halkın genelinin bilimsel konulara uzak olmasından istifade etmektir.


Bu konuya biraz daha netlik getirmek açısından şöyle bir örnek verebiliriz. Kendisi de evrim teorisinin savunucularından olan George Stavropoulos, American Scientist dergisinde şöyle bir açıklama yapmıştır:
Normal şartlarda, Termodinamiğin İkinci Kanunu doğrultusunda, hiçbir kompleks organik molekül hiçbir zaman kendi kendine oluşamaz, tersine parçalanır. Gerçekte, bir şey ne kadar kompleks olursa o kadar kararsızdır ve kesin olarak eninde sonunda parçalanır, dağılır.

Fotosentez, bütün yaşamsal süreçler ve yaşamın kendisi, karmaşık veya kasıtlı olarak karmaşıklaştırılmış açıklamalara rağmen, halen termodinamik ya da bir başka kesin bilim dalı vasıtasıyla anlaşılamamıştır. George P. Stavropoulos, "The Frontiers and Limits of Science", American Scientist, Cilt 65, Kasım-Aralık 1977, s. 674


Yukarıdaki sözlerinde görüldüğü gibi Stavropoulos, evrimci bilim adamları tarafından çeşitli konularda yapılan açıklamaları "karmaşık veya kasıtlı olarak karmaşıklaştırılmış açıklamalar" olarak nitelendirmektedir. Ayrıca bütün bu açıklamalara rağmen yaşamla ilgili süreçleri aydınlatan bir bilim dalının var olmadığını da açıkça itiraf etmektedir.


Kuşkusuz Darwinistler'in bu oyunlarının açığa çıkarılması, konu hakkında yeterli bilgi sahibi olmayan pek çok insan için bu tür taktiklerin deşifre edilmesi son derece önemlidir. İşte bu nedenle de evrimcilerin telkin yöntemlerinin farkında olan kişilere çok büyük bir sorumluluk düşmektedir. Bu sorumluluğun yerine getirilmesi, bilim dünyasının önünü tıkayan tüm yalanların, sahtekarlıkların da ortadan kalkmasının yolunu açacaktır.

SOĞUK ANLAŞILMAZ GÖRÜNÜMLÜ KİTAPLAR


Darwinist yöntemlere göre bir konuya bilimsel görünüm vermenin ilk şartı "soğukluk"tur. Bu nedenle evrimciler tüm kitaplarında, son derece ağır iç karartıcı ve soğuk bir hava yaratmaya çalışırlar. Kitapların kapaklarındaki, iç düzenindeki, yazılarındaki görünümün özellikle okumayı ve anlamayı zorlaştırıcı şekilde düzenlerler. Kitapların içlerinde kullandıkları resimler de genellikle anlaşılmaz çizimler, silik resimler, ilk bakıldığında hiçbir anlam taşımayan soyut şekiller, ne olduğu anlaşılmayan kemik ve taş parçalarından oluşur. Eserlerinde karmaşık grafik ve sayılar hesapların bolca yer almasının ise ilmi görüntüyü geliştirdiğine inanırlar. Ve bu yolla "Evrim son derece bilimseldir" ama insanlar bilgi eksiği nedeniyle bunu anlayamaz" telkinlerini tam olarak verdiklerini düşünürler.