Bu Site Harun Yahya Eserlerinden Faydalanılarak Hazırlanmıştır




DÜŞÜNMEYİ ENGELLEME

DARWINİZM BÜYÜSÜNÜ BOZMAMAK İÇİN, KENDİLERİ HİÇBİR ŞEYİ OKUMAK İSTEMEZ VE TABİLERİNİ DE OKUTMAZLAR


Darwinizm'in karanlık büyüsüne kapılanlar, bu etkinin hiçbir şekilde bozulmasını istemezler. Bu nedenle de Darwinizm'i eleştiren kitapları, yazıları ve bilimsel eserleri mümkün olduğunca okumazlar, bunları okumanın ve araştırmanın son derece zararlı olduğunu düşünürler.


Bu korkuları nedeniyle de inançları aleyhinde kitaplar çıkması, faaliyetler yapılması onları endişelendirir. Bu yöndeki her haber onlarda büyük bir sıkıntı meydana getirir. Darwinizm'in çöküşünü sergileyen kitapların dağıtım haberi onlar için olabilecek en kötü haberdir. Çünkü bu, söz konusu kitapların insanların eline geçmesi ve okunması anlamına gelmektedir. Darwinizm büyüsünü korumaya çalışanların en büyük korkuları da budur. İnsanların karşıt fikirleri okuması, düşünüp değerlendirmesi ve bu değerlendirmeler sonucunda gerçeklere ulaşması…


Bu korkuları nedeniyle, kendileri okumadıkları gibi tabilerine de bu tip eserleri hiçbir şekilde okutmazlar. Hatta konferanslarında, kitaplarında ve konuşmalarında verdikleri en önemli mesaj "onları sakın okumayın!" mesajıdır. Çünkü kendilerinden çok, diğer Darwinistler'in inançlarını kaybetmelerinden korkarlar. Özellikle de gençlerin Darwinizm'in bir sahtekarlık olduğunu anlamalarından şiddetle rahatsızlık duyarlar. Gençleri teorilerinin gelecekteki koruyucuları olarak düşünürler. Onların evrim konusunda aldıkları telkini hiçbir şekilde kaybetmemelerini, geleceklerinin teminatı olarak görürler. Bu nedenle de onları kendilerince sözde zararlı etkenlerden –yani Yaratılış Gerçeğini anlatan kişilerden- korumak için dış dünyadan soyutlamaya gayret ederler.



Bu yolda ilk yaptıkları faaliyetlerden biri ise gençleri kendi düzenledikleri kurslarda veya kamplarda biraraya toplayıp, çok yoğun bir telkin uygulamaktır. Uyurken, yemek yerken, spor yaparken, kitap okurken, sohbet ederken anlaşılmaz sözler, anlatımlar, tasvirler ve karmaşık kelimelerle bu eğitime devam ederler. İnsanları sık sık biraraya toplamalarının bir nedeni de "Darwinist trans"ın bozulmamasının ancak sürekli gözetim altında tutularak, telkin yapılarak sağlanacağını düşünmeleridir. Kısa bir sürelik ara bile gençlerin kafalarına bazı şüphelerin -evrim teorisinin bir safsata olduğu gerçeğiyle ilgili- gelmesine neden olabilir.


Gençlerin evrimin bilimsel açıdan geçersizliği ve Yaratılış Gerçeği konusundaki çalışmaları okumalarına engel olma nedenleri de işte bu korkulardır: Transın bozulması, büyünün etkisini yitirmesi, evrim teorisi hakkında şüphelerin oluşması… Bu şüpheleri ortadan kaldırmak için yaptıkları yegane şey ise abartılı ifadelerle evrimin ne kadar "ulu" bir güç olduğunu anlatmaktır. Evrimsel hümanizm akımının öncülerinden Fransız evrimci Teilhard de Chardin'in aşağıdaki sözleri, evrimcilerin bu tarz anlatımları açısından açık bir örnektir:


Evrim bir hipotez midir? Hayır, o bunların hepsinden öte bir şeydir. Evrim, kendisinden kuşku duyulmayan yegane ilkedir ki, tüm teoriler, tüm sistemler, tüm hipotezler, ciddiye alınabilir ve doğru olabilmek için ona dayanmak zorundadırlar. Evrim, tüm gerçekleri aydınlatan bir ışık, tüm çizgilerin kendisinden çıkması gereken ana çizgidir. İşte, evrim budur. Philip E. Johnson, Darwin on Trial, 2. ed. Illinois: Intervarsitiy Press 1993, s. 131  


Yukarıdaki alıntıda görüldüğü gibi Chardin-bilimsel deliller aksini söylese de- evrime olan körü körüne bağlılığını dile getirmektedir. Ve bu inancını da kesin bir üslupla ifade etmektedir. İşte bu, genel olarak tüm evrimcilerin kullandıkları bir taktiktir. Taraftarlarının başka fikirleri okuma ve onlardan etkilenme ihtimaline karşı evrimciler daima çok emin ve keskin bir üslup kullanırlar. Eğer evrimin bilimsel ve akli delillerle çürütüldüğü bir yayın okurlarsa, tabileri evrimden vazgeçmesinler diye önceden tedbir alır ve "evrimin delili olmasa bile evrim gerçekleşmiştir" gibi mantıklarla telkinde bulunurlar.


Bu körü körüne bağlılığı Bilim Ütopya dergisinin sadık yazarlarından evrimci Ümit Sayın,"Varsayalım ki, henüz hiçbir fosil bulamadık; bu tüm canlıların kaybolduğunu, doğaya karıştığını gösterir" ya da "Diyelim ki tüm fosiller fos çıktı! Bu bile evrim kuramını çökertmez…” (Ümit Sayın, Bilim Ütopya, Kasım 1998, Sayı 53, s. 28 )sözleriyle ifade etmiştir. Böylece herhangi bir taraftarın, evrimin bilimsel olarak geçersizliğini açıklayan herhangi bir eserden etkilenmesine karşı kendince önlem almış ve büyünün kaybolmasını engellemeye çalışmıştır.


EVRİMCİLER, DARWINİZM BÜYÜSÜNÜN BOZULMAMASI İÇİN TARAFTARLARININ DÜŞÜNMELERİNİ ENGELLERLER


Darwinizm'i savunanların en büyük amaçları taraftarlarının düşünmelerini engellemektir. Çünkü bir insanın vicdanını kullanarak eldeki bilimsel bulgular üzerinde çok kısa bir süre düşünmesi dahi bu teorinin geçersizliğini anlaması için yeterlidir. Bu nedenle de insanların düşünmelerine engel olacak şekilde, hiç nefes aldırmadan, adeta bir bombardıman gibi bu büyünün propagandası yapılır. Bunun için hiç ara verilmeden her türlü imkan sonuna kadar kullanılır. Reklamlardan, sinema filmlerine, müzik kliplerinden şarkı sözlerine, çizgi filmlere, kitaplara, makalelere kadar her türlü fırsat bu büyünün bozulmaması için kullanılır. Amaç insanların bazı kelimeleri ve cümle kalıplarını ezbere bilmeleri ve görüntülere aşina olmalarıdır. Hayali maymundan insana geçiş aşamaları, fosil görüntüleri, ilkel insan canlandırmaları hayatımızın her anını kaplamıştır. Gazete ve dergilerde küçük ya da büyük, bir kelime olarak ya da kapsamlı bir şekilde, sürekli bu konu üzerinde durulur. Bu şekilde insanların üzerindeki büyü etkisinin bozulmaması sağlanır.


Bu tip görüntülere herkes çok aşinadır. Çünkü gazete ve dergilerde sıkça rastlanan maymundan insana evrimleşme tasvirleri en sık kullandıkları taktiklerden biridir. Hiç bir gerçekliği olmayan bu gibi resimlerin amacı büyünün etkisinin bozulmamasını sağlamaktır.


Evrimciler, şüpheye düşmenin sonucunun Yaratılışa ve dine inanmak anlamına geleceğini çok iyi bildikleri için büyüyü günlük konuşmalarında da devam ettirmeye çalışırlar. Din aleyhindeki fıkraların, sohbetlerin, karikatürlerin, yazıların bir nedeni de işte budur. Din aleyhinde yaptıkları alaycı şakaların, hakarete varan ifadelerin altında yatan neden, kişilerde dine karşı olabilecek en küçük bir eğilimin bile ortadan kaldırılması, hayatın kökeni ile ilgili zihinlerde oluşabilecek tüm şüphelerin yok edilmesidir.


Evrimcilerin insanların düşünmelerini engellemeye yönelik girişimleriyle ilgili yakın zamanda ülkemizde gerçekleşmiş olan bir örneği ele alabiliriz. Evrim Aldatmacası isimli kitap 1999 yılı içinde Türkiye'nin pek çok iline ve ilçesine ulaştırıldı. Bu kitapta gözler önüne serilen gerçekleri okuyan halk, evrimin bir kandırmacadan ibaret olduğunu tüm delilleriyle gördü.

Bu gerçek karşısında Türkiye'deki evrimci ve materyalist çevreler yoğun bir panik atmosferi yaşamaya başladılar. Evrim Aldatmacası kitabının, evrimin bilimsel çöküşünü anlatıyor olması onlar için büyük bir tehlikeydi. Ama bu bölümlerin yanısıra özellikle "Maddenin Ardındaki Sır" ismini taşıyan ve herşeyin maddeden ibaret olduğunu savunan materyalist felsefeyi kökten yıkan bölüm bu paniğin ana kaynağıydı. www.gercegibilmek.com

Evrim aldatmacası adlı kitapta anlatılan gerçekler, bir eğitim görevlisi olan Renan Pekülü gibi bir materyalisti derinden sarsmıştır.

Türkiye'deki evrimci materyalist çevrelerin yaşadıkları bu endişe ve paniği en açık biçimde ifade edenlerden birisi ise, materyalizmi savunmayı görev edinmiş bulunan Bilim ve Ütopya dergisinin yazarı ve aynı zamanda bir öğretim üyesi olan Rennan Pekünlü oldu. Pekünlü, gerek söz konusu dergide yazdığı yazılarda, gerekse söz aldığı birtakım panellerde, Evrim Aldatmacası adlı kitabı bir numaralı "tehlike" olarak gösterdi.

Pekünlü'yü en çok endişelendiren konu ise, biraz önce belirttiğimiz gibi kitabın Darwinizm'i geçersiz kılan bölümlerinin de ötesinde, asıl olarak "Maddenin Ardındaki Sır" isimli kısımdı. Okurlarına ve az sayıdaki dinleyenlerine "Sakın kendinizi idealizmin bu telkinlerine kaptırmayın, materyalizme olan sadakatinizi koruyun." mesajları veren Pekünlü, kendisine dayanak olarak Rusya'daki kanlı komünist devriminin lideri Vladimir I. Lenin'i bulmuştu. Lenin'in bir asır önce yazdığı Materyalizm ve Ampiryokritisizm isimli kitabı okumayı herkese öğütleyen Pekünlü'nün yaptığı tek şey ise, yine Lenin'e ait olan "Sakın bu konuyu düşünmeyin, yoksa materyalizmi kaybedersiniz ve kendinizi dine kaptırırsınız" şeklindeki uyarıları tekrarlamak oldu. Pekünlü, yazdığı bir makalede, Lenin'den şu satırları aktarıyordu:


Duyularımızla algıladığımız nesnel gerçekliği bir kere yadsıdın mı, kuşkuculuğa (agnostisizm) ve öznelciliğe (subjektivizme) kayacağından, fideizme (dini inanca) karşı kullanacağın tüm silahları yitirirsin; bu da fideizmin istediği şeydir. Parmağını kaptırdın mı, önce kolun sonra tüm benliğin gider. Duyuları nesnel dünyanın bir görüntüsü olarak değil de, özel bir öğe olarak aldığında, diğer bir deyişle materyalizmden ödün verdiğinde, benliğini fideizme (dini inanca) kaptırırsın. Sonra duyular hiç kimsenin duyuları olur, us hiç kimsenin usu, ruh hiç kimsenin ruhu, istenç hiç kimsenin istenci olur. Bilim Ütopya, Aralık 1998, Sayı 54, s.15


Bu satırlar, Lenin'in büyük bir korkuyla fark ettiği ve hem kendi kafasından hem de "yoldaş"larının kafalarından silmek istediği gerçeğin, günümüzün evrimci materyalistlerini de aynı biçimde tedirgin ettiğini göstermektedir. Ama Pekünlü ve diğer materyalistler Lenin'den daha da büyük bir tedirginlik içindedirler; çünkü bu gerçeğin bundan 100 yıl öncesine göre çok daha açık, kesin ve güçlü bir biçimde ortaya konduğunun farkındadırlar. Bu konu, tüm dünya tarihinde ilk kez bu kadar karşı konulamaz bir biçimde anlatılmaktadır. Ve materyalist çevrelerin büyük bir çabayla oluşturdukları Darwinist büyü açısından büyük bir tehlike oluşturmaktadır. (Bu konuyla ilgili detaylı bilgi için bkz. Evrimcilerin Yanılgıları, Harun Yahya)