Bu Site Harun Yahya Eserlerinden Faydalanılarak Hazırlanmıştır




YETERSİZ BULGULARI KULLANMA

BİLİMSEL DELİL TEŞKİL ETMEYEN KONULARI VE BULGULARI, EVRİMİN DELİLİ GİBİ GÖSTERİRLER


Evrim teorisini çok büyük bir sadakatle sahiplenen Darwinistler'in kullandıkları bir başka yöntem de hiçbir bilimsel geçerliliği olmayan konuları insanlara bilimsel gerçekler olarak sunmalarıdır. Örneğin çok basit bir kemiğin ele alınıp, saatlerce o kemiğin bulunduğu katman hakkında karmaşık bilgilerin anlatılması, o kemiğe halkın telaffuz etmekte güçlük çekeceği Latince isimlerin takılması, kemiğin ait olduğu canlının ataları ve hayatı hakkında çok ayrıntılı tasvirler yapılması, insanların üzerinde çok derin bir etki oluşturur. Anlatan kişinin kemiğin tarihi ve doğruluğu hakkında çok şey bildiği ve her söylediğini bir delile dayandırdığı düşünülür. Oysa gerçekler hiç de düşünüldüğü gibi değildir.

Kemiklerle ve sözde delillerle bir büyücü edasıyla oynanan bu oyun, bir göz boyamadan başka birşey değildir.


Eline kemiği alan evrimci, aynı bir büyücü gibi bu kemikten medet ummakta, türlü illüzyonlarla kemik üzerine senaryolar kurmaktadır.

Çünkü söz konusu kişi aslında o tasvirleri yapmasını sağlayabilecek hiçbir delile sahip değildir. İlerleyen satırlarda fosil bilimcilerin kaleminden vereceğimiz birkaç örnek, konunun daha rahat anlaşılmasını sağlayacaktır.


Evrim teorisini savunan bir fosil bilimcinin insanın kökenini ve evrim sürecini anlatmak için yazdığı bir kitabı ayrıntılı olarak incelemek, bu büyüyü kavramak için yeterlidir. Bir fosil bilimcinin kitabının en önemli özelliği araştırma yaptığı bölgenin sayfalarca süren tasvirlerini yapmasıdır. Adeta bir efsane ya da bir masal anlatır gibi, o bölgenin iklimi, bitki ve hayvan topluluğu, dağları, gölleri, ovaları ayrıntılı olarak anlatılır. Burada amaç, kitabı okuyan kişinin gerçeklerden uzaklaştırılıp, bir hayal dünyasına götürülmesidir. Elde hiçbir delil olmadığı için ancak bu tarz göz boyamalarla, masalsı anlatımlarla insanların etkilenmeleri ve ikna edilmeleri gerekmektedir. Ama konu bulunan fosillere gelince çok ilginç bir gerçekle karşılaşırız. Fosil konusunun anlatımı da milyonlarca yıl önceki hayali ortamın uzun tasvirleriyle başlar. Satır aralarında "İşte atalarımızın yaşadıkları yerler buralardır" gibi hiçbir bilgi, kanıt ve bulguya dayanmayan sözler söylenir. Bu kitaplarda yer alan bazı ifadeler ise son derece ilginç itiraflar taşır. Örneğin dünyaca ünlü bir fosil bilimci olan Richard Leakey bir kitabında, ele geçirilen bir kemik parçasıyla aslında bu kadar çok detayı öğrenmenin mümkün olmadığını açıkça itiraf etmektedir:


Dürüst olmak gerekirse, Ramapithecus hakkında hemen hemen hiçbir şey bilmediğimizi itiraf etmeliyiz: Neye benzediğini, neler yaptığını ve nasıl yaptığını bilmiyoruz. Ama elimizde bulunan ve hepsi birkaç düzine bireye ait olan çene ve diş parçaları ile, birkaç kol ve bacak kemiği parçasının yardımıyla ve bunlardan esinlenerek tahminlerde bulunabiliriz. - Richard Leakey, Roger Lewin, Göl İnsanları, Evrim Sürecinden Bir Kesit, TÜBİTAK Popüler bilim Kitapları, 4. Baskı, 1998, s.14) 


İşte buradaki "hiçbirşey bilmediğimizi itiraf etmeliyiz" ve "esinlenerek tahminlerde bulunabiliriz" cümleleri son derece önemlidir. Çünkü bu ifadeleri kullanan bilim adamı dünyanın en tanınmış fosil bilimcilerindendir ve onun tahminleri insanlar arasında çok büyük itibar görmekte, bilimsel delil olarak kabul edilmektedir. Peki bu bilim adamı acaba kitabın devamında -gerçeklerden uzaklaşarak- ne tip tahminlerde bulunmaktadır?


Evrimci fosil bilimciler genellikle buldukları bir fosilin ilk önce boyunu, yaşadığı yerleri, hangi ülkelerde bulunduğunu, nasıl ve nelerle beslendiğini, yüz yapısını, diğer bireylerle arasındaki ilişkilerini, alışkanlıklarını, iki ayaklı mı dört ayaklı mı olduğunu, sosyal yaşamını, üremesini, tüylü olup olmadığını, rengini ve zekasını şaşırtıcı bir şekilde tahmin ederler. Günümüzün en ünlü fosil avcılarından Richard Leakey'nin, kendi bulduğu fosiller üzerindeki yorumlarına bakmak bu konudaki tahminlerin boyutlarını anlamak için yeterli olacaktır:


Örneğin, bir grup erken insan, gölge sağladığı için bir ağacın altında bir süre kalmış, sonra burada o aletlerle taş kırmış olabilirlerdi; belki de sözgelimi yumru kökleri çıkarmakta kullanacakları sopaları yontmak için yonga yapıyorlardı. Grubun buradan ayrılmasından sonra bir leopar avını çekerek buraya gelmiş olabilirdi. Leş yavaş yavaş çürüyecek ve kemikler aletlerin arasına düşecekti. Alanı 1.5 milyon yıl sonra kazan bir arkeolog, bu senaryo ile diğer senaryolar arasında nasıl bir ayrım yapabilir? İçgüdülerim bana, erken insanların bir tür avcılık ve toplayıcılık yaptıklarını söylüyordu, ama İsaac'ın kanıtların doğru bir şekilde yorumlanmasına ilişkin kaygısını da anlayabiliyordum. Richard Leakey, İnsanın Kökeni, Varlık Yayınları AŞ, 1998, s. 77 


Richard LeakeyBu ifadelerinden anlaşıldığı gibi Leakey yukarıdaki detaylı tarifleri bilimsel gerçeklere değil "içgüdülerine" dayanarak yaptığını açıkça söylemektedir. Nitekim Richard Leakey bir başka ifadesinde de, fosil bilimi açısından "düş gücü"nün önemine şöyle dikkat çekmektedir:


Sit 50'de elde ettiğimiz zengin arkeolojik kanıtları ve düş gücümüzü kullanarak 1.5 milyon yıl öncesi için şöyle bir sahneyi yeniden kurabiliriz.. Richard Leakey, İnsanın Kökeni, Varlık Yayınları AŞ, 1998, s. 77


Leakey yukarıdaki ifadesinden sonra kitabın beş sayfası boyunca düşsel bir kurgu yapmaktadır. Bu kurgunun içerdiği ayrıntılar ise sanki gidip görülmüş de, gözlemler aktarılıyormuş gibi bir hava yaratmaktadır. Bu tahminleri okuyan kişi ise bunların fosil bilimcinin hayal gücünün ürünleri olduğunu düşünmez bile, hatta bu tasvirlerin her birinin çok kesin delillere dayalı olduğunu zanneder. Böylece efsaneler ve masalvari anlatımlarla insanlar adeta eski çağlara gidip, atalarının yaşantılarını görmüş gibi olurlar. Bu da, Leakey'nin ifadelerinden de açıkça anlaşıldığı gibi, Darwinist büyünün neden olduğu "halüsinasyonlar"dan başka bir şey değildir. Yapılan açıklamalar hiçbir bilimsel gerçeklik ifade etmemekte, tamamen fosil bilimcinin hayal gücünün genişliğine dayanmaktadır.