Bu Site Harun Yahya Eserlerinden Faydalanılarak Hazırlanmıştır




“TUTUCU İNSANLAR” TELKİNİ

EVRİM TEORİSİNE İNANANLARI SAYGIN BİRER BİLİM ADAMI, İNANMAYANLARI İSE TUTUCU İNSANLAR GİBİ GÖSTERİRLER

Darwinizm'i savunanların kullandıkları bir başka yöntem de kendilerini son derece geniş bir bilgi birikimine sahip, çok zeki, akıllı, modern ve çağdaş kişiler olarak tanıtıp, Yaratılışa inananları ise gerici, bağnaz ve tutucu kişiler olarak göstermeleridir. Bu mantığa evrimci yayın organlarında ve kitaplarda çok sık rastlamak mümkündür.


Henry MorrisEvrim teorisinin artık herkes tarafından kabul edilen bilimsel bir gerçek, kanıtlanmış bir kanun olduğu ve buna benzer birçok ifade, hiçbir somut delil gösterilmeden her ortamda tekrarlanır. Hal böyleyken evrimi reddetmek ise söz konusu çevreler tarafından, reddedenleri küçük düşüren, bilgisizliklerini gösteren bir davranış olarak lanse edilir. Henry Morris evrimcilerin Yaratılışı savunan saygın bilim adamlarına bakış açılarını şu şekilde ifade eder:


Çoğu modern psikolog ve filozof evrime o kadar sadıklar ki, Yaratılışı savunmayı zihinsel bir bozukluk olarak kabul ediyorlar. Herhangi bir dini inanış şekli birçok evrimci tarafından sağlıksızlık ve insanların geliştiklerini iddia ettikleri hayvan topluluklarındaki sosyolojik baskıların bir izi olarak görülüyor. Henry M. Morris, The Long War Against God, Baker Book House, 1996, s. 34 


Bu ifadelerde de açıklandığı gibi, kendi teorilerini bilimsel bir havada insanlara sunan evrimciler, Yaratılış Gerçeğini gözler önüne seren bilim adamlarını dogmatik olmakla suçlarlar. Oysa bu noktada kendileri tam anlamıyla dogmatik bir tutum sergilerler. Yaratılışı savunan bilim adamlarının gözler önüne serdikleri tüm bilimsel gerçekleri, yaratılış delillerini görmezlikten gelirler. Teorilerine olan körü körüne bağlılıkları nedeniyle karşılarındaki kişilerin sundukları somut delillerle hiç ilgilenmez, her ne olursa olsun evrim fikrini savunmaya çalışırlar.


Robert ShapiroBu konuda evrimcilerin kendi ifadelerinden bir örnek verebiliriz. Ünlü evrimcilerden Robert Shapiro, Origins: Skeptic's Guide to Creation of Life on Earth (Kökenler: Bir Şüphecinin Dünyada Hayatın Yaratılışı ile İlgili Kılavuzu) isimli kitabında, evrim teorisine olan dogmatik bağlılığını şöyle ifade etmiştir:
Gelecekte bir gün bütün mantıklı kimyasal deneyler hayatın muhtemel kökeninin tamamıyla hatalı olduğunu gösterebilir. Dahası, yeni jeolojik kanıtlar dünya üzerinde ani bir hayat oluşumunu gösterebilir. Son olarak tüm kainatı keşfedip başka bir yerde bir hayat izine veya hayata neden olabilecek bir sürece rastlamayabiliriz. Böyle bir durumda birtakım bilim adamları cevap için dine başvurabilirler. Ancak benim de dahil olduğum diğerleri, elde olan daha az muhtemel bilimsel açıklamaları, kalanlardan daha mümkün olan bir tanesini seçebilmek amacıyla ayıklamaya çalışacaklardır. Michael J.Behe, Darwin's Black Box, s. 233 


Shapiro'nun yukarıdaki sözleriyle ne demek istediği son derece açıktır. Gerek Shapiro'nun gerekse onun gibi birçok evrimcinin, Darwinizm'e adeta büyülenmişçesine bir bağlılık içinde olması, onları inkara sürüklemektedir. Aslında bu ifadelerle kastedilen, "Her ne delil görürsek görelim, Yaratılışa inanmayız" mantığıdır.  Ancak şunu belirtmek gerekir ki, bu mantık yalnızca günümüz evrimcilerine ait değildir. Geçmişte de aynı dogmatik yaklaşıma sahip insanlar olmuştur. Allah, kendilerini inkar için şartlandırmış olan bu gibi insanlar hakkında Kuran'da önemli bilgiler verir. Örneğin, kendilerine gösterdiği pek çok mucize karşısında Hz. Musa'ya "...Bizi büyülemek için mucize (ayet) olarak her ne getirirsen getir, yine de biz sana inanacak değiliz..." (Araf Suresi, 132) diyen kişiler de aslında aynı bakış açısına sahiplerdi.


Bu insanlar Hz. Musa'yı, kendilerini büyülemek istemekle suçluyorlardı ama aslında kendileri inkarcı bir büyünün etkisindeydiler ve bunun farkında değillerdi. Günümüzde de aynı mantığı taşıyan insanlar inkarı kendine temel edinmiş Darwinist büyünün etkisindedirler ama kendi durumlarını fark edemeyecek kadar aciz bir durumdadırlar. İşte bu yüzden Yaratılışı savunan insanları -geçmişteki inkarcılar gibi-  dogmatik olmakla suçlamaktadırlar.


"ÇOĞUNLUK" YANILGISI

Yukarıda anlattıklarımızın yanısıra evrimciler, insanların çoğunluğunun evrime inandıkları ve hayatın kökeninde evrimin rol oynadığını savundukları iddiasıyla ortaya çıkarlar. Çevrelerindeki insanlara daima çoğunluk oldukları ve çoğunluğun da her zaman doğru olanı seçeceği yönünde telkinlerde bulunurlar. "Herkes evrime inanıyor, sen neden inanmıyorsun?" gibi sözlerle insanlar üzerinde psikolojik baskı uygulamaya çalışırlar.



Evrimcilerin bu konudaki telkin yöntemleri ve bu yöntemin yanlışlığı, Türkiye'deki evrimci bir düşünür tarafından da kabul edilmiştir. Boğaziçi Üniversitesi'nden Felsefe Profesörü Arda Denkel, evrimcilerin sürekli olarak "Evrimi bu kadar insan kabul ediyor, dolayısıyla teori elbette doğrudur" diye telkin yaptıklarını, ama bunun bilimsel olarak bir şey ifade etmediğini Cumhuriyet gazetesinin Bilim ve Teknik adlı ekinde yayınlanan bir makalesinde şöyle anlatmaktadır:


Evrim kuramını, cok sayıdaki saygın kişinin, kuruluşun evrimciliği benimsemiş olması mı kanıtlayacak? Yoksa mahkeme kararlarıyla mı doğru kılınacak bu kuram?... "Ülkemizde de Evrim Kuramı, bütün önde gelen bilim insanları, TUBA ve TUBİTAK başkanları, rektörler ve dekanlar tarafından desteklenmektedir". Böylesine saygın kişiliklerin desteği tabii ki çok iyidir. Ancak doğruluğu sağlayan şey, saygın ve yetke sahibi kişilerce doğru bulunmak mıdır acaba? Bir tarihsel olguyu anımsatmak isterim. Galileo Galilei, döneminin bütün saygın kişilerine, hukukçularına ve özellikle de bilim adamlarına karşı (neyse ki onlar arasında kadınlar yoktu ve yapılan hatalara kadınlar karışmadılar!) tek başına karşı çıkıp doğru olanı söylüyor ve savunmuyor muydu? Engizisyon mahkemelerinin öbür eylemleri de, ortaya buna benzer görünümler koymamış mıydı? Toplumda saygın ve basat olan çevreleri arkasına almak, ne doğruluk yaratan, ne de bilimsellikle doğrudan ilgili olan bir şeydir. Arda Denkel, Cumhuriyet Bilim Teknik Eki, 27 Şubat 1999, s.15


Arda Denkel ayrıca Türkiye'deki evrimcilerin üstteki telkinlere başvurmalarına rağmen Darwinizm adına somut bir bilimsel delil ortaya koyamadıklarını, buna karşılık Türkiye'de Darwinizm'i eleştiren en etkin kuruluş olan Bilim Araştırma Vakfı'nın son derece somut bilimsel deliller gösterdiğini belirterek şöyle yazmıştır:


Bilim insanları grubu (evrimciler), yukarıda eleştirdiğim türden "gerekçeleri" vurgularken, "Ayrıca", diye ekleyiveriyorlar, "dünyadaki birçok bilim insanı ve kuruluşu, Yaratılışçıların safsatalarını çürüten binlerce makale ve kitap yayımlamışlardır". Tepeden inme biçimde söylenen bu sözlerle ciddi bir sonuç alınabilir mi? Oysa kanımca işin kalbi tam da burada atıyor. Bilimsel tutum, öne sürülen şeyi göstermek ya da o "binlerce makale ve kitaptan" en az birkaç argümanı, veriyi, okurun gözü önüne serip anlatmak ya da özetlemek olurdu. Bilim insanları grubu böyle yapmıyor. Buna karşılık Bilim Araştırma Vakfı yazarları, dağıttıkları bildirilerde kendi acılarından sürekli olarak eleştirel gerekçeler ortaya koymaktalar. Grup üyelerinin manifesto yayımlamakla bilimsellik açısından B.A.V.'cıların gerisine düştüklerini söyleyenler çıksaydı, böyle bir şeyi nasıl yadsıyabilirdim, bilmiyorum... Konuya hakim kimi bilimciler B.A.V.  yazarlarınca ileri sürülen gerekçeleri bir bir çürütmedikçe ve bu kimselere karşı bilimsel yanıtlar vermedikçe, öyle otoritelere başvurmak ya da Vatan-millet- sakarya edebiyatıyla bu konuda bir sonuç alınabileceğini ummak, tam tamına hayal görmektir. Arda Denkel, Cumhuriyet Bilim Teknik Eki, 27 Şubat 1999, s.15


Arda DenkelEvrim teorisine inanan ve bu teoriyi savunan bir bilim adamı olan Prof. Arda Denkel'in yazdığı bu satırlar, Darwinistlerin sadece içi boş propaganda telkinlerine dayandıklarının, Darwinizm'in geçersizliğini ortaya koyan delillere karşı ise hiçbir bilimsel cevap veremediklerinin bir itirafı niteliğindedir. Evrimcilerin en büyük dayanağı, "Darwinizm tüm bilim dünyası tarafından kabul ediliyor" şeklindeki basma kalıp telkinlerdir.


Kaldı ki bugün evrim teorisi "tüm bilim dünyası tarafından kabul edilen bir teori" değildir. Bilime objektif bir bakış açısıyla yaklaşan insanlar, özellikle son 20-30 senedir evrim teorisini reddeden sayısız bilim adamının görüşlerini de göz önünde bulundurmak zorundadırlar. Bunları görmezlikten gelmeye çalışmak, objektiflikten uzaklaşmak olur. Bugün –geçmişte olduğu gibi- dünya üzerinde Yaratılış Gerçeğini görerek evrimci büyüden kurtulan pek çok bilim adamı ve bu kişilerin evrimin geçersizliğini ortaya koyan sayısız çalışması vardır. Bu insanlar ne felsefeci, ne de din adamıdır. Hepsi Amerika, İngiltere, İsrail, Avustralya gibi ülkelerden biyoloji, biyokimya, mikrobiyoloji, anatomi, paleontoloji gibi bilim dallarında uzman, yıllarını bu konuya sarf etmiş, kariyer sahibi akademisyenlerdir (Ayrıntılı bilgi için bkz. Kuran Bilime Yol Gösterir, Harun Yahya). Evrimi savunanlar bilim dünyasının geneli değil, yalnızca bazı bilim adamlarıdır.


Ayrıca şunu da belirtmek gerekir: Çoğunluğu oluşturmanın da herhangi bir değeri yoktur. Ve evrimcilerin "çoğunluk telkini" yalnızca onlara has bir tutum değildir. Tarih boyunca Allah'ın üstün yaratışını inkar etmek isteyen pek çok insan "çoğunluğu" temsil ettiği için haklı olduğunu savunmuştur. "Bak, herkes dini inkar ediyor, bu kadar çok insan yanılıyor mu?" gibi telkinlerle insanları Allah'ın çağırdığı yoldan çevirmeye çalışmıştır. Allah, bu tür insanlara karşı iman eden kullarını uyarmakta ve çoğunluğa uymanın yalnızca zarara sürükleyeceğine şöyle dikkat çekmektedir:


Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak 'zan ve tahminle yalan söylerler.' (En'am Suresi, 116)


Allah başka ayetlerinde ise, geçmişte de birçok kavmin kendilerine gelen uyarıları göz ardı ettiğini, çoğunlukta olduklarını iddia ettiğini, ancak bu çokluğun bir değeri olmadığını haber vermiştir. Kurtuluş bulanların ise, iman edenler olduğunu söylemiştir:


Biz hangi ülkeye bir uyarıcı gönderdikse, mutlaka oranın 'refah içinde şımaran önde gelenleri': "Gerçekten biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi tanımıyoruz" demişlerdir. Ve: "Biz mallar ve evlatlar bakımından daha çoğunluktayız ve bir azaba uğratılacak da değiliz" de demişlerdir.

De ki: "Şüphesiz benim Rabbim rızkı dilediğine genişletir-yayar ve kısar da. Ancak insanların çoğu bilmiyorlar." Bizim katımızda sizi (bize) yaklaştıracak olan ne mallarınız, ne de evlatlarınızdır; ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka. İşte onlar; onlar için yaptıklarına karşılık olmak üzere kat kat mükafaat vardır ve onlar yüksek köşklerinde güven içindedirler. (Sebe Suresi, 34-37)