Bu Site Harun Yahya Eserlerinden Faydalanılarak Hazırlanmıştır




BEYİNLERİ UYUŞTURMA

SÜREKLİ TEKRARLANAN İÇİ BOŞ SÖZLERLE İNSANLARIN BEYİNLERİNİ UYUŞTURARAK "BÜYÜ" ETKİSİ OLUŞTURMAYA ÇALIŞIRLAR


Evrimcilerin ana telkin yöntemlerinden olan demagoji konusunda vurgulanması gereken bir başka nokta da çıkan tüm kitaplarda bilimsel delil yerine, hep aynı ama "içi boş" söz ve kalıplar kullanmalarıdır. Her kitapta onlarca hatta yüzlerce kez geçen bu "tılsımlı" sözler ve kalıplar bu tarz ikna yöntemleriyle adeta insanların kafalarına kazınmaktadır.

Örneğin, "İnsan olduğuna göre evrim de olmuş demektir.", "İnsan en gelişmiş hayvandır.", "Hayvan türleri içinde sadece insan...", "Sonunda evrimin eksik halkası bulundu.", "İlkel insandan modern insana geçişte…", "kesin kanıtlanmıştır, kuşku götürmez gerçekler, bir kez daha ispatlanmıştır, hiç kuşku yok…" gibi telkin yüklü ifadeleri sık sık satır aralarına yerleştirip, insanlara bunların bilimsel birer gerçek olduğu fikrini aşılarlar. Scientific American dergisindeki bir yazısında C. D. Darlington bu yöntemi şu sözleriyle en özlü biçimde tarif etmektedir:


Bize insanoğlunun sanatı kademe kademe geliştirdiği ve sonunda tarihin ışığında ortaya çıktığı anlatıldı. Bu "yavaş yavaş" ve "adım adım" gibi insanın beynini uyuşturmak için kullanılan kelimeler sürekli olarak tekrarlandılar. Amaç büyük bir bilgisizliği örtmekti. Biri şu soruyu sormalıydı: Hangi kademeler? Ancak bu soruyu soran kişi de verilen yavan cevaplarla uyuşturuldu ve vazgeçti. Çünkü hiç kimse medeniyetin bir anda oluştuğunu düşünmek bile istemiyordu. C.D. Darlington, "Origin of Darwinism", Scientific American (Mayıs 1959), s.68 


Aslında Darlington'ın yukarıda tarif ettiği tarzda ifadeler herhangi bir insan tarafından dile getirilse, hiçbir şekilde inandırıcı bulunmaz. Fakat bu konuşmaları bilim adamı görüntüsündeki ciddi ve kendinden emin bir kişi yaptığında, insanların önemli bir kısmı büyük bir hayranlıkla tüm söylenenleri dinler.



Richard Dawkins'in kullandığı "programlanma" kelimesini bu tarz tılsım etkisi oluşturan kelimelere bir örnek olarak verebiliriz. Dawkins kitaplarında bu kelimeyi sık sık kullanır. Örneğin Gen Bencildir (The Selfish Gene) isimli kitabında özveri konusunu evrimci bir anlayışla "Genetik olarak özverili olmaya programlanmış olsaydık, özverili olmayı öğrenmemiz şimdikinden daha kolay olabilirdi” (Richard Dawkins, Gen Bencildir, TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları, Oxford University Press, 1995, s. 12-13)şeklinde anlatır. Dawkins tüm kitabı boyunca hep bir programlanmadan söz eder, bu programlanmanın etkisiyle oluşan davranışları tahlil eder. Ama programlayanın kim olduğu, canlıları nasıl bir işlemle programladığı, amacının ne olduğu sorularına hiçbir şekilde cevap aramaz. Dawkins'e göre ortada programcısının kim olduğu belli olmayan bir program vardır. Bir kişi biraz düşünüp Dawkins'e "Bu programı yapan kim?" diye sorsa Dawkins, muhtemelen Darwinist büyüyü devam ettirebilmek için "Bu, tabiatın bir mucizesidir" diyecektir. Hatta o kişiyi de bu soruyu sorduğu için aşağılayacaktır.


Darwinist büyünün etkisinde olmayan bir insan açık bir şuurla düşünüp Dawkins'in bu ifadesinin tamamen hayalgücüne dayalı olduğunu görebilir. Böyle bir insan doğanın, hiçbir canlının genine milyarlarca bilgiyi şifreli olarak kodlayamayacağını rahatlıkla idrak edebilir. Bu insan şunları düşünür: Doğada bu bilgilerin bir tanesine bile kendi iradesiyle sahip olan bir varlık yoktur ki bir de bu bilgiyi başka bir canlıya kodlasın.


Tüm canlıları genlerindeki bilgileri ile yaratanın üstün bir güç ve ilim sahibi olan Allah olduğu açık bir gerçektir. Ancak evrimci büyünün etkisindeki insanların durumu farklıdır. Büyünün etkisi onların gözlerinin üzerine adeta bir perde indirir ve onların bu açık gerçekleri görmelerini engeller. Bu ruh haliyle ilgili olarak Kuran'da pek çok örnek verilmiştir. İnsanların birçoğunun tarih boyunca apaçık gerçekleri göremedikleri, Yaratılışı kavrayamadıkları anlatılmıştır. İnsanların kavrayış eksikliğini bildiren bu ayetlerden biri şöyledir:


Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık (hazırladık). Kalpleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır. (Araf Suresi, 179)